Ana Sayfa / Haberler / Fatih Harbiye'nin Cihan'ı konuştu!
Fatih Harbiye'nin Cihan'ı konuştu!

Fatih Harbiye'nin Cihan'ı konuştu!

Türkiye’nin ilk ve tek Stres Koçu Hasan Rıza Günay: “En çok kadınlar tercih ediyor, bazı müşteriler nefret ettikleri kişilerin fotoğraflarıyla geliyor…”
Kendinizi tanıtır mısınız?
Askerlik yapana dek düzenli bir işim yoktu. Askerden geldikten sonra korumalık yapmaya başladım. Her zaman kendime ait bir mesleğim olmasını istemiş, hayal etmişimdir. Ailem de “Bir şey yapmıyorsun okumadın da” diye söylenirdi. Sermayem yoktu fakat en büyük sermayenin kendim olduğunu düşündüm. Fiziğim, vücudum, aklım, ve zekam vardı. Alternatif tıpla da ilgileniyordum, ‘stres koçu’ alanını boş buldum. Nasıl bir sistem bulayım derken  ‘Şark Bülbülü’ filmini izledikten sonra uyarlamam gerektiğine kadar verdim. Seneler önce izlerken kendi kendime “Bu işi yapan var mı?” derken yıllar sonra kader işte; ben yapmaya başladım. Sadece Mazlum’u günümüz insanlarına uyarladım. Google’dan isim hakkını da aldım. Sonra adım tescilli dayak yiyene çıktı. Ama ne dedikleri hiç umurumda değil, ben ekmeğimin peşindeyim.

İnternet sitenizde dört farklı metodunuz olduğunu yazmışsınız. Biraz bu metodlardan bahseder misiniz?
Canlı Kum Torbası, Haykırma Bağırma Çağırma, Work Up, Deşarj ve Relax Odası var. Hep olmayan, bilinmeyen metotları çıkarayım istedim. Müzikal stand up ile workshop’u birleştirdim.  Work Up yöntemini çıkardım. İngilizcesi galiba yükseklik oluyormuş. Sonra deşarj odası var. Zararsız maddeleri, kırarak, bana atarak rahatlama yöntemi. Çikolatalı pasta, yumurta, su balonu, meyve ve sinemacıların kullandığı cam şeker dediğimiz, vurduğunda cam gibi kırılıp zarar vermeyen maddeler bunlar. Şu anda ofisim olmadığı için bu oda yok ama kadınların günlerine gidiyorum orada bu metodu şov gibi yapıyorum. Aslında benim seanslarım kişisel ama yeni bir taktik yaptım, gruplara da gidiyorum. Canlı Kum Torbası yöntemimi de geliştirdim. Müşterilerim onu strese sokan kişinin fotoğrafını getiriyor, ondan bir maske yapıyorum ve yüzüme geçiriyorum. Bu kişiyi daha iyi motive ediyor.

Öfkesine maskeyle can veriyorsunuz yani…
Bu ölmüş biri olabilir, sinema sanatçısı olabilir. Amaç motive etmek. Bu yöntemi tecrübelerim neticesinde geliştirdim. Bir müşterim Galatasaraylıydı benden Fener forması giymemi istedi. Baktım daha etkili oluyor. Şimdi müşterilerimin sinirini bozan faktörü oynuyorum. Sağcıysa solcu oluyorum.

Sizi her çağırana gidiyor musunuz?
Daha önce yaptığım korumalık mesleği sayesinde insan sarrafı oldum. Kişileri tanıyabiliyorum. Tabii bazı kriterlerim de var. Müşterilerimin yüzde 70’i kadındır mesela. Çünkü en güçlü kadın bile 14 yaşında bir erkek gücüne sahip. Erkek müşterilerim 80 kilonun üzerindeyse ya da profesyonel, amatör fark etmez bir sporla uğraşıyorsa kabul etmiyorum. Çünkü o kişi stresini zaten sporla atıyordur. Beni çağırmasının altında başka amaçlar vardır. Bu yüzden bu kişilere gitmiyorum.

Çevrenizdeki insanlar, aileniz işiniz hakkında ne düşünüyor?
Herkesin annesi, babası çocuklarına nasihat eder, uyarır. Benim de annem “Normal işte çalış, niye böyle bir şey yapıyorsun?” dedi. Çevremdekilerin kimi eleştirdi, kimi destekledi, engellemeye çalışanlar da oldu. Bu işe başlamadan yol haritamı çizmiştim. Bu yüzden söylenenleri hiç kafama takmadım. Türkiye’nin ve belki de dünyanın ilk stres koçuyum. Bu işin patenti bana ait. İşimi seviyorum. Bazıları saçma bulabilir ama ben faydalı olduğuma inanıyorum. Çağımızın hastalığı stresle baş etmeye uğraşan insanlara bir nebze yardımım dokunuyorsa ne mutlu bana. Kendini harap edeceğine, eşini, çocuğunu döveceğine gelip beni dövüyorlar. Evlerine rahatlamış gidiyorlar. Daha ne olsun.

Seanslarınızın fiyatı nedir?
Fiyat söylememe gerek yok, çok yüksek rakamlar değil. Sürekli gelen müşterilerimden zaten çok cüzi bir rakam alıyorum. Ama gece 12’den sonra çağırırlarsa o zaman rakamlar değişiyor. Yol masrafım da dahil olmak üzere daha farklı bir tarife uyguluyorum. Müşterilerim nereye derse oraya gidiyorum. Bu ev oluyor, ofis oluyor.

Filmde patron her sinirlendiğinde “Mazlum’u getirin bana!” diyordu. Sizi de her sinirlendiğinde çağıranlar var mı?
Tabii… Randevumuza daha var ama “Hemen gel” diyor, gidiyorum.

Beklenmedik olaylar geliyor mu başınıza?
Bir gün bir müşterimin evine gittim. Öncesinde telefonda konuştuk, çok kibar bir adam olduğu sesinden belliydi. Oturduğu semt de lüks bir semt olduğu için güvenilir olduğuna karar verdim ve gittim. Gidince bir de baktım evde üç kişi var. İkisi kadın, biri erkek. “Hepimiz sana vurmak, bağırmak, çağırmak istiyoruz” dedi. “Biz sizinle bu şekilde konuşmadık. Ben bire bir seanslar yapıyorum. Bu şekilde kabul etmem” dedim. Çok ısrar etiler. Adama sen oturup izleyeceksin, kadınlar dayak atacak dedim, anlaştık.

Filmde Mazlum daha fazla dayanamaz ve yerine Kemal Sunal gelir. Fakat o dayak yiyen değil, atan olur. Hiç böyle bir şey oldu mu?
Olmadı, böyle bir şey çıkarsa karşıma kesinlikle kabul etmem. Bunu isteyen kişide de art niyet ararım. Niye beni arıyor, kime isterse dövdürür kendini.

Belki çevresinde duyulsun istemediği için sizden istiyordur?
Zaten müşterilerimle aramda gizlilik anlaşması vardır. Kimliklerini asla açıklamam. Aralarında ünlü isimler de var. Ama kendini dövdürmek isteyen varsa benle işi olmaz.

Ya başınıza bir şey gelirse?
Her türlü kaza, bela var; nerede, ne zaman, başınıza ne geleceği hiç belli olmaz. Ama müşterilerim kendini rahat hissetsin diye ‘başıma gelenlerden kendim sorumluyum’ diye bir sözleşme imzalıyorum. Şu ana kadar başıma ciddi bir şey de gelmedi. Bu bahsettiklerim zaten kıran kırana bir mücadele değil ki, bağırıp çağırıp, tokat atıp rahatlamaktan bahsediyoruz. Seanslarım 20 dakikadır ama daha 10 dakikayı geçen olmadı.

İlk buluşmada biraz çekingenlik oluyor mu?
İlk seanslar hep en zorudur. Bir alışma süresi oluyor ama burada da benim profesyonelliğim devreye giriyor. Ortamda müzik oluyor, ben ona bu iş için karşısında olduğumu anlatıyorum. Karşımdaki insana sizi strese sokan kişiymişim gibi bağırın diyorum, o ruh haline sokuyorum. Zaten bir seanstan sonra geri geliyorlar, çoğunlukla.

Siz nasıl deşarj oluyorsunuz?
Ben işimle mutluyum. Mucidi benim, ben icat etmişim, yararlı olduğumu düşünüyorum. Bu beni deşarj ediyor.

Müşterilerimin yüzde 70’i kadınlardan oluşuyor dediniz. En çok neyi kafasına takıyor kadınlar?
Kadınlar yapıları gereği daha narinler. Sorunları hep içlerine atıyorlar. Özelikle çalışan kadınlar, işyerinde dilediğince davranamıyor. Erkeklerle kıran kırana bir mücadele içindeler ama kızıp sinirlendiklerinde ya da mobinge uğradıklarında erkekler kadar rahat tepki veremiyorlar. İşte bu noktada ben imdatlarına yetişiyorum. Toplum içinde küfretmeye, bağırıp çağırmaya çekinse bile benim seanslarımda bunları özgürce yapabiliyorlar. Örneğin erkeklere canlı kum torbası metodumda eldiven takmayı şart koşuyorum. Ama kadınlara böyle bir şart koşmuyorum. “Dilediğince vur, rahatla” diyorum.

Metotlarınızdan en çok hangisi tercih ediliyor?
Canlı Kum Torbası ve hem dayak atmak hem de bağırıp çağırmak.

PINAR HİÇDURMAZ / AKŞAM İNTERNET SİTESİ

Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

Masko Outlet

Yazar : Editör

Türkiye'nin En Büyük Kadın ve Erkek Portalı                                                              Kadınlar Erkekler | Haberler | Kadın | Erkek | Magazin | Cinsellik | Dekorasyon | Dizi TV | Güzellik |İlişkiler | Sağlık | Yeme içme| Yemek Tarifi |

Yorum Yapmak istermisiniz ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacakdır.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*

| Masko outlet | Kuaför Tezgahları | Aksesuar ve Mobilya | Klasik Mobilya |
Yukarı ilerleyin