Ana Sayfa / Haberler / Röportaj / İki ünlü oyuncu 'Ayrılık'ta birlikte!
İki ünlü oyuncu 'Ayrılık'ta birlikte!

İki ünlü oyuncu 'Ayrılık'ta birlikte!

‘İntikam’ın Cemre’si ve ‘Sevdaluk’un Orhan’ı Ezgi Eyüboğlu ile İbrahim Kendirci, Sadri Alışık Kültür Merkezi’nin sahneye koyduğu ‘Ayrılık’ adlı tiyatro oyunu için bir araya geldi.
Sadri Alışık Kültür Merkezi’nin sahneye konulan ‘Ayrılık’ adlı oyun sizi bir araya getirdi. Daha önce tanışıyor muydunuz?
Ezgi: Yok hayır, tanışmıyorduk.

Anlaştınız mı peki? Var mı bir problem?
Ezgi: Çok iyi anlaşıyoruz.
İbrahim: Set piyasasından Ezgi’nin çok uyumlu bir kız olduğunu duymuştum. Ben de öyleyimdir. Herkesle iyi anlaşırım. Tanıdığım kadarıyla Ezgi de böyle. Zaten iki kişilik bir oyun. Aramız kötü olursa oyun çıkmaz.

AŞKIMIZ BAŞLADI!

İki oyuncu bir projede yer alınca hemen aşk dedikoduları çıkıyor.
İbrahim: Bizde var şu anda, başladı aşkımız.

Gerçekten mi?
İbrahim: Yok canım. (Gülüşmeler)
Ezgi: Aman İbrahim!

Hazırlıklı mısınız böyle dedikodulara?
Ezgi: Ne aşk var, ne dedikodumuz var. Bizimki iş arkadaşlığı.
İbrahim: Evet, gayet güzel seviyeli bir iş arkadaşlığımız var. Zaten ikimiz de aşkla meşkle değil, işiyle gündeme gelen insanlarız.

Peki, ‘Ayrılık’ı anlatın biraz, nasıl bir oyun?
İbrahim: Bir kadın ve bir erkek dört yıl süren aşk evliliğinin ardından boşanırlar. Boşandıktan bir yıl sonra bir araya gelirler ve ilişkilerini gözden geçirirler.
Ezgi: Boşanmış bir çiftin ayrılık sonrasındaki ilk karşılaşmasında yaşananları kâh romantik, kâh komik anlatan bir oyun. Yazarı Behiç Ak, yönetmenimiz Gökçer Genç.

Prömiyer ne zaman?
Ezgi: 16 Kasım Cumartesi günü Profilo Kültür Merkezi’nde saat 20.30’da…
İbrahim: Tatlı bir heyecan sardı bizi. Aksiyonu veriyoruz sahnede ama reaksiyon verecek kimse olmadığı için eksiğiz. Seyirciyle tamamlanacağız.

HAYAT KURTARMIYORUZ

Yaptığınız işi kutsal bir iş gibi görüyor musunuz siz de bazı oyuncular gibi?
İbrahim: Doktorluk kutsaldır, hayat kurtarır. Biz hayat kurtarmıyoruz. Kutsallık değil de bu işi yapan bütün insanların ortak bir düşüncesi vardır. Bu işin er meydanı tiyatro sahnesidir.
Ezgi: Ben alaylıyım ve profesyonel olarak ilk kez sahneye çıkacağım. Ama şu ana kadar hissettiğim tiyatro sahnesinde olmak insana farklı hissettiriyor.

Sen er meydanına ilk defa çıkıyorsun yani…
Ezgi: Evet, çok çok heyecanlıyım. İbrahim sağ olsun çok destek oluyor bana.

PARA DEĞİL, TECRÜBE

Genç oyuncular olarak dizilerde çok para kazanırken neden daha az kazanacağınız hatta henüz para konuşmadığınız tiyatroya vakit ayırıyorsunuz?
Ezgi: Oyunculuk adına çok şey kazanacağım. Çok faydalı olacak; tamamen işin o tarafındayım. Seyirciyle buluşayım, işimi düzgün yapayım. Kendime bir şeyler katayım. O kazanım, paradan çok daha önemli.
İbrahim: İkimizin de seti var. Çok yoğun ve yorucu bir dönemin içindeyiz ama buna rağmen buradayız.
Ezgi: İbrahim Rize’de dizi çekiyor. Onun işi çok daha zor.

Rize’den mi geliyorsun provalar için?
İbrahim: Evet, Demet Hanım (Akbağ)  ve Erdal Bey’le (Özyağcılar) ‘Sevdaluk’ dizisinin çekimleri için Rize’deyiz. Haftada dört uçuşum var. Mil puan biriktirip ABD’ye gideceğim. Zaten bir kere daha uçarsam pilot lisansı alabiliyorum (gülüyor). İşte bu yüzden para konuşmaya gerek yok yani.

Çok genç yaşta çok hızlı bir şekilde şöhret oldunuz? İbrahim diziye başladığında 19 yaşındaymış.  Bununla nasıl baş ediyorsunuz?
İbrahim: Kişiliğinizle, ailenizden gördüklerinizle alakalı bir durum. Şöhretim arttıkça ya da maddi durumum iyi oldukça değişmek bir yana, geçmişime daha çok bağlı olmaya başladım. Aileme, eski arkadaşlarıma döndüm ve şöhret olunca çevrem büyümedi, küçüldü.
Ezgi: Amacınız şöhret olup tanınmak, daha çok para kazanmaksa ki böyle kişiler de var, o zaman böyle sonuçlar olabiliyor.
İbrahim: Böyle kulvarlar da var doğru. Ben niye tiyatro yapayım? Şöhret olmuşum, paramı kazanıyorum ama bu benim mesleğim. Bir oyuncu her zaman işiyle gündemde olmalı. Bakınız Olgun Şimşek, Şener Şen, Fikret Kuşkan.

ŞENER ŞEN İLE TANIŞTIM

Senin Şener Şen’in oğlunu oynamak gibi bir hayalin var değil mi?
İbrahim: Çok isterim… İki hafta önce tanıştım kendisiyle. Rize’ye sete geldi.

Bu hayalini söyledin mi kendisine?
İbrahim: Hayır, çok heyecanlandım, söyleyemedim. Demet Abla’yla otelde oturuyorduk. “Şener Bey gelecek, seni tanıştırayım” dedi. “Şener Bey kim?” dedim, “Şener Şen” dedi. İstanbul’da 10 yıl içinde tanışamadım, Çamlıhemşin’de oturup balık yedim. Onlara bakıp sadece “İnşallah bizim de sonumuz onlara benzer” diyorum.

Gençlik ve güzellik-yakışıklılık gibi sektörün aradığı özelliklere sahipsiniz. Bunun dışında nelerle besliyorsunuz kişiliğinizi?
İbrahim: Donatmanız lazım kendinizi. Yaptığınız iş nedeniyle ister istemez bir hayran kitleniz oluşuyor ve istemeden de olsa bir kitleyi yönlendiriyorsunuz. O kitleyi doğru yönlendirmek gibi bir sorumluluğunuz var. Size mikrofon uzatıldığında dünyada olup bitenlerle ve yaptığınız işle ilgili söyleyecek bir çift sözünüz olmalı ve bunu sadece güzellikle yapamazsınız. Donanımlı ve entelektüel olmak zorundasınız. Entelektüel olmak için de okumak, izlemek, yazıp çizebilmek lazım.

Peki, daha az genç daha az güzel ve daha az şöhretli olacağınız günlere nasıl hazırlanıyorsunuz?
İbrahim: Geleceğe yapacağımız en güzel yatırım, içinde olduğumuz iyi projelerdir. Bunları seçebilmek için de donanımlı olmak zorundasınız.
Ezgi: Sonuna kadar katılıyorum…

Sektörde en sevmediğiniz şey ne?
Ezgi: Klasik ama süre.
İbrahim: 90 dakikaya zorlanan işler, özgünlük ve duruluk açısından sorunlu olabiliyor. Oyuncunun dinlenmesi gerekir. Dinlenmekten kastım da yan gelip yatmak değil. Ne zaman kitap okuyacaksın, ne zaman oyun izleyeceksin, ne zaman film seyredeceksin, ne zaman bir sergiye gideceksin. Çok zor gerçekten.

Akranlarınızdan kimleri beğeniyorsunuz?
İbrahim: İsmail Hacıoğlu; çok yetenekli bir akranımdır. Ezgi Eyüboğlu’nu beğenirim.
Ezgi: Ben de İbrahim’i beğeniyorum tabii (gülüşmeler). Beren Saat var. Eskiden kişisel olarak tanımıyordum. Yakından tanıyınca ona olan sevgim daha da arttı. O kadar mütevazı ve çalışması kolay biri ki… Sette her zaman herkesin işini kolaylaştırır. Çok güzel bir enerjisi var.

DİZİLERDEN BİR YAR GELİR BİZLERE!!!

Dizi nasıl gidiyor?
İbrahim: İyi gidiyor. Çok yoğun.

Rolünden bahseder misin biraz…
İbrahim: Demet Abla’nın yeğeni, Zuhal Gencer’in oğluyum. 7 yıl önce çocukluk aşkımla kavga edip İngiltere’ye mühendislik okumaya gidiyorum ama orada punk rock’çı olup dönüyorum. Köyde önce bir yadırgama durumu oluyor haliyle. Mars’tan gelmiş muamelesi görüyorum. Böyle bir karakter Orhan.

Yarısı silinmiş dövmeler bu yüzden mi?
İbrahim: Evet.

Hep farklı rollerde gördük seni.
İbrahim: Evet, şanslıyım. Oynadığım karakterlerin hiçbiri birbirine benzemiyor.

Ezgi sen de ‘İntikam’da Cemre’yi oynuyorsun. Memnun musun?
Ezgi: Bu sene ikinci sezonumuz. Bayağı oturdu işimiz. Gayet güzel çalışıyoruz.

En iyi kiminle anlaşıyorsun?
Ezgi: Bunu söylesem haksızlık yapmış olurum ama Zafer Ağabey (Algöz) ile ayrı bir diyalogumuz var. Baba-kızı oynadığımızdan belki. Onun dışında Mert de Beren de Engin de çok yardımcı oluyorlar.

Özel hayatlara zaman kalıyor mu?
Ezgi: Valla kalmıyor. İstesem yaratılabilir belki ama…
İbrahim: Part-time bir ilişki arıyorum…
Ezgi: Tiyatro ve set saatlerine uyumlu…
İbrahim: Daha bugün asistan arkadaşımıza “Şu an sevgilim olsa üç gün sonra terk eder” dedim. Bir kızla tanışacak zamanım da yok. Bir kızla ‘kesişmek’ için 4 dakikam falan var. Sonra hemen dönüp çalışmam lazım. Belki Rize uçuşlarında falan olur.

ARZU AKYOL / AKŞAM İNTERNET SİTESİ

Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

Masko Outlet

Yazar : Editör

Türkiye'nin En Büyük Kadın ve Erkek Portalı                                                              Kadınlar Erkekler | Haberler | Kadın | Erkek | Magazin | Cinsellik | Dekorasyon | Dizi TV | Güzellik |İlişkiler | Sağlık | Yeme içme| Yemek Tarifi |

Yorum Yapmak istermisiniz ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacakdır.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*

| Masko outlet | Kuaför Tezgahları | Aksesuar ve Mobilya | Klasik Mobilya |
Yukarı ilerleyin