Ana Sayfa / Haberler / Röportaj / Kenan Erçetingöz 'Magazin mafyası değil magazin tatlısıyım'
Kenan Erçetingöz 'Magazin mafyası değil magazin tatlısıyım'

Kenan Erçetingöz 'Magazin mafyası değil magazin tatlısıyım'

Haydi bakalım hodri meydan! ‘Yaşam Analisti’ Kenan Erçetingöz kendi hayatının analizini yapsın bize. Çocukluktan başlayalım.
Dedikodu işini geniş bir yelpaze içinde yapana ‘tarihçi’ denirmiş. Eğer bunu doğru kabul edersek Kenan Erçetingöz popüler tarihimizin ordinaryus profesörü sayılır. Yıllardır yaptığı işlerle bizi eğlendiren, düşündüren, kimi zaman o ukala tavrıyla ‘eğiten’ Erçetingöz’le çocukluğundan, gazeteciliğine, aile yaşamından, gurmeliğine kadar pek çok şey konuştuk. Alışkın olmadığınız bir Kenan’la ‘yüz yüze’ gelmeye hazır olun…

Haydi bakalım hodri meydan! ‘Yaşam Analisti’ Kenan Erçetingöz kendi hayatının analizini yapsın bize. Çocukluktan başlayalım.

(Gülüyor) İzmirli fakir bir ailenin 4 erkek çocuğunun en küçüğüydüm. En büyük özelliğim  inanılmaz meraklı olmamdı.

İyi ki bu merak öldürmemiş seni.

Fakirdik dedim, kediydim demedim ki. Basmane, Eşrefpaşa, Ballıkuyu üçgeninde geçti çocukluğum. 4 kardeş hem okur, hem matbada çalışırdık. Ben 10 yaşında matbaada çalışmaya başladım. Ama aklım hep başka yerlerde, başka işlerdeydi. O kısıtlı alan beni zorluyordu. Acayip şeylere meraklıydım. Mesela daha ortaokuldayken NASA’ya mektup yazdım.

O yaşta İngilizce müthiş desene.

Ne İngilizcesi yahu. “Ben astronot olmak istiyorum” dedim. Arkadaşlar dalga geçtiler, deliymişim gibi baktılar bana.

Eh, haksız da değillermiş doğrusu.

Sen sonuca bak. 2 ay sonra Amerika’dan mektup gelince rahmetli babam “oğlum sen ne işlerin içine girdin acaba?” diye kalp krizi geçiriyodu! Ama mahallede İngilizce bilen birini bulup okuttuk. Bana teşekkür etmişler. Ayrıca PR denilen şeyi çocukken öğrendim. Kim olursa olsun doğru bir istek yazarsan cevap alırsın konusunu öğrendim. Bir de NASA kolyesi gönderdiler. Yıllarca çıkarmadım boynumdan.

Teselli ödülü diyorsun. Peki annenle baban nasıl karşılardı bu çılgınlıklarını?

Beni çok severlerdi ama babam otoriter bir adamdı. Bir gün yemeğe geç kaldım diye öyle bir tokat attı ki bu her şeyin başlangıcı oldu.

Neden tokat yedin?

Annemin doğumgününde pasta almıştım, haliyle geç kalmıştım. Abilerim hiç geç kalmazdı. Eve girdiğimde masada yemek başlamamış beni bekliyorlardı. Babam  küfürü basıp, tokadı patlatınca pasta yere düştü ve annem ağlamaya başladı. Babam da anladı ama otoriteyi bozmak istemedi. O gece bavulumu topladığım gibi İstanbul’a kaçtım. Düşün daha 17 yaşındayım; para yok, pul yok.

Filmlerdeki gibi “Seni yenmeye geldim İstanbul” diye bağırdın mı?

(Gülüyor) İlk iki gece Galata köprüsünün altında yattım. Sonra bir arkadaşın peşine takılıp Işık Evleri’ne kapağı attım.

Nasıldı orada hayat?

Dua edip, beş vakit namaz kılardık. Ama ben alışıktım bunlara. Küçükken babam beni İzmir Dönertaş semtinde “Kuşlu Camii”de Kuran Kursuna yollamıştı. İki kere hatim indirmişliğim var.

Kuran kursundan magazin dünyasına geçiş kolay olmasa gerek.

Daha magazin filan yok ortada. Yurt dışına gidemeyeceğim için, İstanbul’a gitmek için yanıp tutuşuyordum. Kara kalem resimlerim çok iyiydi. O arada Mimar Sinan’ı kazandım. Yaşadığımız Işık Evi, Kocamustafapaşa Sümbül Efendi Camii’nin karşısındaki apartmandaydı. Oradan Fındıklı’ya yürürdüm her gün. 

Otobüs daha icat edilmemiş anlaşılan.

Otobüse verecek para nerede? Işık evinden de kovulunca dayanamadım artık; okulu dondurdum, İzmir’e döndüm. Yine matbaada işe başladım.

Neden kovuldun ki oradan?

Gizlice bir radyo almıştık arkadaşlarla. Bir gün onu dinlerken yakalandık. Radyo filan yasaktı çünkü.

Sonra döndün geldin baba evine.

Geldim ama aklım yine İstanbul’da. Bir yıl sonra baktım olmayacak, babamla helalleştim; yeniden döndüm kürkçü dükkanına. Şişli’de Yeni Asır gazetesinin  bürosu vardı o zaman, oraya gittim.

“Ne iş olursa yaparım abi” durumları mı ?

Aynen öyle. “Temizlik yaparım, ne iş olursa talibim” dedim ve gece bekçisi olarak işe başladım.  

Okul devam ediyor mu bu arada ?

Gündüzleri okula gidiyorum, akşamları da gazetede sağı solu temizleyip bekçilik yapıyorum. Ama bu arada teleks yazmayı, fotoğraf çekmeyi ve o zamanlar dia film banyosu yapmayı öğrendim. Bir gece nöbetçi polis muhabiri arkadaş “Ben eve gidiyorum, telsizi dinle, bir haber çıkarsa bana bildir” dedi ve gitti.

Çocuk, kediye ciğer emanet ediyor anladığım kadarıyla.

İtiraf etmeliyim ki biraz öyle oldu. O arada polis telsizinden bir haber geldi. Erdoğdu ailesi Galata Köpürsü’nden arabayla denize düşmüş.

İsimlerini nasıl hatırlıyorsun bu kadar zaman sonra?

Nasıl hatırlamam, hayatımı değiştiren olaydır. Hemen atladım gittim, fotoğrafları çekip ertesi gün şefimiz Kenan Sönmez’e götürdüm.

Pes, çocuğa haber vermedin mi bu arada?

Vermedim. Onu kovdular beni muhabir olarak işe aldılar.

Orman kanunu gibi, “Güçlü olan yaşar” diyorsun.

Kolay değildi bizim zamanımızda bu işler. Hem okuyordum hem de geceleri  polis muhabirliğine başladım. Cinayetlere polislerden önce giderdim. Cesetlerin üzerindeki ziynet eşyalarını çıkarıp poşetlere koyar, polislere ben verirdim. Hiç çekinmem öyle şeylerden.

CSI’ın atasıymışsın anlaşılan. Peki magazin nasıl başladı?

Bir süre maçlara gidip spor muhabirliği yaptım. Bu arada magazin de çekiyorum. Ama bizim zamanımızda paparazzilik filan yoktu.

Ne vardı peki?

Otel muhabirleri vardı. The Marmara’nın, Shareton’un diskosunun önünde, düğünlerde beklerdik. Sonra gazinolara giderdik. Öyle yakalamalar filan yoktu anlayacağın. Sabah Gazetesi kurulunca Zafer Mutlu çağırdı; “Hangi işi yapmak istiyorsun ona karar ver” dedi. Ben de magazini seçtim.

Sonra Allah yürü ya kulum dedi.

ROPÖRTAJIN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

Tüm online kadın giyim fırsatları için tıklayın !

Masko Outlet

Yazar : Editör

Türkiye'nin En Büyük Kadın ve Erkek Portalı                                                              Kadınlar Erkekler | Haberler | Kadın | Erkek | Magazin | Cinsellik | Dekorasyon | Dizi TV | Güzellik |İlişkiler | Sağlık | Yeme içme| Yemek Tarifi |

Yorum Yapmak istermisiniz ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacakdır.Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir *

*

| Masko outlet | Kuaför Tezgahları | Aksesuar ve Mobilya | Klasik Mobilya |
Yukarı ilerleyin